KADIN İSTERSE ERKEĞİ KENDİNE AŞIK EDER


















KADIN İSTERSE ERKEĞİ KENDİNE AŞIK EDER





Ne onlarla, ne de onlarsız yaşayabiliyoruz. Erkeklerden bahsediyorum. Onlar kadınların hayatında olsa ayrı dert, olmasa ayrı dert! Sonuçsa hep aynı: Yalnızlık, ayrılık acısı, aldatmalar, evliliğe gitmeyen mutsuz ve hastalıklı ilişkiler. Hal böyle olunca kadınlar için aşkı yakalamak, yalnızken bile mutlu olmak adeta bir hayal. Ama hipnoz ve yönlendirmeli meditasyon uzmanı Seda Diker'e göre aşkı ölümsüz kılmak hiç de zor değil! Çünkü o, kadınlara hem kendilerini hem de eşlerini aşka programlamayı öğretiyor. Ya da plantonik aşk yaşadığınızı zannederken, öğrettiği tekniklerle aşık olduğunuz kişi dibinizde bitiveriyor! Bunu da İstanbul'daki ofisinde, 5 ila 10 kişilik gruplarla çalışarak hafif trans teknikleriyle bilinçaltındaki kökleşmiş duyguları değiştirerek yapıyor. Seda Diker'in 'Dişilik, Bilinçaltı ve Aşk Eğitimi' adını verdiği bu program her ay bir kez 2 günlük workshoplar halinde düzenleniyor.


  Seda Diker'in hikayesi nedir?

Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi ekonomi mezunuyum. 9 yıl bankacılık yaptım. Evliydim, mutluydum ama çocuğum olmuyordu. 6 tane tüp bebek, 3 inseminasyon denedim, 2 rahim ameliyatı geçirdim. Sonunda doktorlar "Evine git, çocuğun olmayacak, unut!" dediler.

 Depresyona girmediniz mi?

Mümkün değil, yapıma uymuyor. Alternatif çareler aramaya başladım. Araştırırken bilinçaltının ve zihnin, beden üzerinde büyük etkisi olduğunu keşfettim. "Acaba ben bedenim üzerinde etkili olabilir miyim?" diye düşünerek bir hipnoz hocasına gittim. 4 günlük grup çalışmalarında dişilikle anneliği bağdaştıramadığımı anladım ve geçmiş yaşam öykülerim ortaya çıktı.

-Gerçekten geçmişte o öykülerin yaşandığına inanılıyor mu?

İnanayım mı, inanmayayım mı? ben de bilemedim. Hocam "Geçmiş yaşam öykünüz geçmişte seyrettiğiniz bir film de olabilir. Önemli olan oradaki hikayenin ana fikri, hangi duyguyu ve hangi inanç kalıbını barındırdığınız"' dedi.

-Siz neyi barındırıyormuşsunuz?

Korku, endişe ve suçluluk duygusuyla 'Dişi olursam anne olamam ama anne olamazsam gerçek bir kadın olamam'ı bilinçaltıma yerleştirmişim. Yani bir döngü!

Peki ya öykünüz?

1200'lü yıllarda evlilik dışı bir bebeği kaybetmek zorunda kalıyorum. Toplumdan işkence görüyorum ve bebeği suçluyorum. Belki de bu aklıma kazınan bir film ama çocuk kafasıyla kendimi onunla özleştirmişim ya da gerçekten böyle bir hayatım vardı. Sonuçta bir buçuk yıl içinde bu kalıbı buldum ve temizledim.

Korkuyu yendikten sonra hayatınızda ne gibi bir değişim oldu?

Yeniden tüp bebek denemesi için dua ettim. Miraç Kandili'nde "Allahım bana öyle bir mesaj ver ki çocuğum olacak mı olmayacak mı bileyim, ona göre 7. tüp bebeğimi deneyeceğim" dedim. Sabah arkadaşımla kahvaltıya gittik. Arkdaşım "Seda bir rüya gördüm, aynı eşine benzeyen bir erkek çocuğu figürü belirdi ve bir ses bana 'Bak bu Seda'nın oğlu ismi Burak dedi" dedi. Ben nasıl ağladım... Arkadaşıma duamı anlattım. Soluğu doktorda aldım. 7. kez tüp bebek denedim, hemen hamile kaldım, vücuduma komut verdiğimden dolayı zaten hazırdım. Erkek olduğunu fark ettik, adını da Burak koyduk!

 Bu dönemde eşinizle problem yaşıyor muydunuz?

Kendimi kötü hissettiğim için bir kadın olarak eşime yetersiz olduğumu düşünüyordum. Eşimin çocuk yapmaya hakkı olduğunu ve benim yüzümden çocuğu olamayacağından eşime başka bir kadınla evlenebilirsin diye teklifte bile bulundum. Eşim "Hayır, senden olmayacaksa hiç önemli değil benim için" dedi. O bana iyi geldi. Bir dönem bocaladığım için o da bocaladı. Kendimi toparlayınca eşim de çok etkilendi. "Çok güçlüymüşsün, sana bir kez daha aşık oldum" dedi. Hamile olduğumda eşimin işi nedeniyle Brüksel'e gittik. Orada doğum yaptım ve 2 yıl yaşadık. Türkiye'de eğitimim meditasyon, stres tekniği ve duyguların kontrol altına alınması üzerineydi. Brüksel'deki evimde öğrendiklerimi her hafta 10'ar kişilik gruplar halinde Türk kadınlara anlattım.

2 sene sonrası...

New York'a taşındık. Orada da klinik hipnoz, klasik hipnoz, geçmiş yaşam terapisi eğitimi aldım. Bunun yanı sıra Columbia Presbyterian Hospital'da tüp bebek isteyenler ve kanser hastalarıyla çalıştım. Başka bir hastanenin de alternatif tıp departmanına tüp bebek koçluğu programı hazırladım. Benim yaşadığımın aynısını yaşayanlara bir şeyler öğretmek istedim ve başarılı olduk.

BU PROGRAMLA KADINLAR İSTEDİĞİ ERKEĞİ KENDİNE ÇEKEBİLİR

'Dişilik, Bilinçaltı ve Aşk Eğitimi' programı nedir ve nereden çıktı?

Kendi içimde kadınlık, annelik, dişilikle ilgili problemim olduğu için ortaya çıktı. Tantra eğitimi aldım. Bilinçaltında inanılmaz şeyler keşfettim. Şimdi iki yıldır Türkiye'deyim ve burada bir ofis açtım. Hafif ve yönlendirmeli trans teknikleriyle bilinçaltındaki kökleşmiş ve içeri attığımız mutlu olmamıza engel duyguları değiştiriyorum.

Danışanlar size hangi duygularla geliyor?

Bana hangi kadın gelse mutsuzluk içinde, "Ben cinselliğimi yaşıyorum, mutluyum, aşk o kadar da önemli değil!" diye geliyor. Ve kadınlar yüzünden erkekler vurdum duymaz halde. Bu yüzden kadınlar "Ben aşkı önemsemiyorum, cinselliği yaşamak istiyorum" söyleminde. Sonra bir bakıyorum aslında kadının hayatında 'aşk' olmadığı için üzülüyor.

'Kariyer de yaparım çocuk da' kadınları yok mu, olamaz mı?

Yok. Kadın aslında sadece kendini maskeliyor. Erkeğe karşı kendini göstermeyi zayıflık olarak görüyor. Çoğu kadın, derinlerde gerçek aşkı arıyor. Her iki tarafın da içgüdüsel olarak aradığı şey de bütünleşmek.

Pardon 'bütünleşmek' nasıl oluyor?

Ruhen, bedensel, duygusal ve zihinsel olarak 4 koldan. Kadın da erkek de bunu içgüdüsel olarak arıyor ama nasıl yapacağını bilmiyor.

Problem nedir?

Erkeklerde erkeklik özgüveni, kadınlarda dişilik özgüveni! Bu düşdükçe mutsuzluk başlıyor. Kadın ne kadar özgüvenliyse onun kadar özgüvenli bir erkeği kendine çeker ve bütünleşir. Eğer kadının özgüveni eksikse o kadar da özgüveni eksik bir erkeği kendine çeker. Özgüveni eksik erkek de bedensel arzuların peşinde koşar, kadın da bir türlü mutlu olamaz! Bir kadınla beraber olur bir de gider esmerin, sarışının tadına bakar. Bu tür erkekler kendi başlarına mutlu olamadıkları için pek çok kadını mutlu edebildiğini görerek onay almaya çalışır.

Özgüveni eksik bir kadın nasıl anlaşılıyor? Ve erkeklerin en bilinçaltına bastırdıkları korku ne?

Özgüveni eksik kadının bilinçaltında kaybetme, yalnızlık ve değersizlik korkusu var. Bu yüzden kadın karşısındakini kontrol etmeye çalışıyor. O kadar yanlış yapıyor ki bunu erkek kaçıyor! Erkekteyse yetersizlik ve başarısızlık korkusu var. "Ben bu kadını doyuramam yeterli değilim ya da yeterince başarılı değilim" diyor. İkisi de bu korkuları yokmuş zannediyorlar fakat hareketlerle korkular açığa çıkıyor.

İlişkide hareketlerle ortaya çıkan bu değişim nasıl ve ne zaman fark ediliyor?

Çiftler cicim aylarında mutlu ama ortalama 2-3 ay içinde korkuları ortaya çıkıyor. Aslında birçok erkek şu sebeple başka kadınlara bakmaya ve ilişkiye mesafe koymaya başlıyor: Ben ya yetersiz olursam ve bu kadını doyuramazsam. Bunun için kaçıp araya mesafe koymalıyım. Ama kadına da sanki ben onu istemiyormuşum gibi göstereyim. O istenmediğini düşünsün yoksa benim yetersiz olduğumu anlayacak! İşte bu, özgüveni düşük erkeğin savunma mekanizması.

Ya kadınlar?

Onlar da "Onu ya kaybedersem, ya beni aldatırsa" ve en sonunda da "Acaba benimle evlenecek mi?" diyor. Bu baskıdan dolayı da erkek kaçmaya başlıyor. Eğer kadın erkeğin kaçtığını görürse içgüdüsel olarak takip etmeye ve kontrol etmeye başlıyor. Çünkü erkek kaçarsa kadın yalnız kalacak. Kadının o yalnızlığa tahammülü yok!

 

Yalnızlığı seçenlere ne oluyor? Siz bu devrede yardımcı olabiliyor musunuz? Gidişatı değiştirebiliyor musunuz?

Mutsuz oluyor ve aylarca erkeği düşünüyor. Duygusal olarak erkeğe bağlanan bir kadının işi zordur. Ayrılık acısı çeken kadın adamın aşağıladığını, aldattığını, kötü davrandığını, söylese de "Yine de ben bu erkeği seviyorum!" der. Sevgi kadınlar tarafından çok yanlış algılanıyor. Sevgi karşılıklı beslendiği zaman sevgidir. Tek taraflı sevgi olmuyor. Koşulsuz olabilir ama karşılıksız sevgi olamaz. Böyle olduğu zaman kadının sevgisi artık sevgi değil, sadece takıntı. Kadın için sevgi takıntıya ve bağımlılığa dönüşmüş oluyor. Benim işim de acı çekmeden kadının bağımlılığını ve takıntısını adamdan ve bu ilişkiden söküp almak.

Türk kadını bunu seviyor galiba...

Evet. Veya adamın omuzlarına beklenti koyuyor. Kadın bir adamla bir müddet birlikte olmuş ve bu adam ona güzelsin dememiş, yeterince prenses muamelesi yapmamış, kadını yeterince el üstünde tutmamış. Ama bir türlü böyle bir insandan ayrılamıyor. Aslında güzel olduğunu biliyor ama "Benim gibi bir kadına bunları nasıl söylemez" diye çıldırıyor. Söyletene kadar da adamla uğraşıyor. Adam onu terk etse bile arıyor, "Geri dön" diyor.

Neden? Ayrılamamanun asıl sebebi sevgi değil o zaman?

Değil! Zihni seviyorum zannediyor ama bilinçaltı öyle değil. Bilinçaltı kadına "Egomu tatmin et, hala bana güzel demedin, kim diyecek bana güzel?" diyor. Küçükken kadınların "Sen çok güzel bir kızsın, şu kıyafet sana çok yakışmış, sen benim için en güzel kadınsın" gibi babalarından duymaları gereken sevgi sözcükleri var. Bir genç kız bunlardan emin olacak. Eğer bunlardan yoksun büyürse, bunları bir kenara yazıyor. Karşısına çıkan erkekten duymak istiyor. Sonunda kendisine küçücük şeyler veren, kaşıkla verip kepçeyle alan erkeklere bile razı oluyor, ayrılamıyor.

BİLİNÇALTINA HÜKMETMENİN YOLLARI VAR:

 

Nasıl hükmedeceğiz bilinçaltına?

Ben kadınların bilinçaltına attığı zihniyle yüzleşemediği olumsuz duyguları hafif trans tekniğiyle çıkartıp yerine doğru duyguyu yerleştirmeyi öğretiyorum. Aşka ilişkiyi programlamak için duygularla kadına, erkekle telepatik bir bağ kurdutmam lazım. Böylece kadının duyguları erkeğe, erkeğin duyguları kadına geçiyor.

O zaman platonik bir aşk da gerçek aşka dönüşebilir mi?

Tabii ki. Onun bir tekniği var. Telepatik olarak erkeğin dikkatini çekmek için zemin hazırlayamayı öğretiyorum. Erkeğin dikkatini çekip "Aa bu kadın kimmiş?" dedirtebilirim. Gerisi erkeğin iradesine kalmış.

 Bu istem dışı karşı tarafı robotlaştırmak değil mi?

Asla hiç kimseyi robotlaştıramayız. Negatif bir duyguyla işleyen şey bumerang gibi size dönüyor. Bu sevgiyle yapılabilecek bir şey. Baktınız telepatik bağ kurdunuz ve ret cevabı aldınız. Olmuyor. Bırakacaksınız. Israr etmeyin çünkü kendinize zararı var ve hep beklenti içinde olursunuz.

Dişiliği nasıl ön plana çıkaracağız?

Dişilik erkeğe özgüvenle yaklaşabilme sanatı. Kadın kendini değersiz bulduğu için erkek gibi davranıyor. Kendini yumuşaklığıyla, sevgisiyle değil, iş başarısıyla ön plana çıkarıyor. "Ben çok zekiyim, çok başarılıyım" diyor. Bu yüzden erkek kadınla yarışmaya başlıyor. Kadınlar yumuşaklığı ve sevgi dolu olmayı zayıflık ve risk olarak görüyor. Karşısındaki erkeğe "Aldatır, kötü davranırsa" diyor. Dişiliğine karşı özgüveni yoksa dişi gibi gidemez erkeğe. Bu flört tekniğine de yansır.

Flört tekniği nedir?

Flört bir oyundur. Erkekle satranç oynamak. Kadın erkeğe baştan kötü davranıyor. Gelir mi flört etmeye, gelmez! Peki erkeğe "Gel oynayalım ama birinci hamleden sonra sen kazanacaksın" derse. Onda da hiç gizem yok. Satranç oynarken insan hamle yapmak ister. Oyunu zeki biriyle oynamak ister. Flört satranç oyunu gidibir. Her iki tarafın da bundan zevk alması gerekir. Ve sonunda oyun bütünleşmek için oynanır, savaşmak için değil. Biri öbürünü yenmeyecek aslında.

Örneğin yolunda gitmeyen bir ilişkimiz var. Onu sevgiye, aşka tekrar programlayabilir miyiz? Bir ilişki ya da evlilik tekrar canlandırılabilir mi?

Evet, evlilik canlandırılabiliyor. Ama uzun bir ilişkiyse farklı, kısa bir ilişkiyse farklı. Uzun ilişkide birikmiş öfkeleri temizleyip dışarı çıkarmak lazım. Ondan sonra aşkı programlayabiliriz. İyileştirebiliriz. Uzun süreli ilişkide insanlar bardağın boş tarafına bakıyor. Sende 'O yok bu yok' diyor. Hep eksik olana odaklanıyor. O iki tarafta da öfke birikiyor. Benim uyguladığım program sadece kadında çalışılırsa erkek kadını takip ediyor ama kadın erkeği takip etmiyor.

Canlandırmak için ne yapmalıyız?

Birbirinize beğendiğiniz yanlarını söyleyeceğiniz bir oyun oynuyorsunuz. Ben eşimle bu oyunu oynadığımda eşimin her beğendiğim özelliğine bir kadeh kaldırdım. Karşılığında o da bana. Mesela ben "Senin gözlerine bayılıyorum" dedim o da bana "Senin gücünü çok beğeniyorum, bana nasıl çocuk yaptın" dedi. Böylece bardağın boş tarafı dolmaya başlıyor. Çünkü bir erkek kadının şövalyesi olmak ister. Ona bu payeyi kim verebilir? Dişi olmayı göze alan. Dişi olarak yumuşacık, sevgi dolu, o da karşısında beni sarıp sarmalayacak, gücünü kadınla savaşmak için değil koruyup kollamak için harcayacak.

Erkekler en çok ne duymak ister?

Ne kadar başarılı olduğunu ve kadınını ne kadar mutlu ettiğini duymak ister.

 Kadınlar peki?

Kadın erkeğin önceliği olduğunu ve şımartılmayı sevilmekle eş tutuyor.

 

İlişkide ilgisizliğinden yakındığımız bir erkeğin ilgisini artırmak için ne yapmalıyız?

Sadece biraz uzaklaşmak gerekir. Kendi hayatınızın kapısını kapatıcaksınız. Birkaç günlüğüne kız arkadaşlarınızı tercih edeceksiniz. Ya da erkek "Hadi sinemaya gidelim" dediğinde, "Ay kusura bakma kitap okuyorum gelemem" diyeceksiniz. Böylece kadın erkeğe 'kitap okumayı senden daha enteresan buluyorum' mesajını veriyor. Erkek de "Kitap okumak bile benden daha eğlenceliyse, eyvah ben artık onun erkeği değilim" diyerek bir şeyler yapmaya başlıyor.

 

Bir de 'Erkeğe çok ilgi gösterme şımarır' derler...

Hayır. Ama flört tekniklerinde anlattığımız bir kural erkeğin ilk adımı atması. Erkek ilk kez mi arıyor? Kadının telefonunu mu istedi? O zaman artık kadın erkeği arayabilir. Ama erkek kadını aramadan önce, onun telefonunu isteyip aramamalı. Bir adım daha ileri gidip "Hoşlanıyorum" derse o zaman kadın da ilgi duyduğunu söyleyebilir. İlişkide alınanla verilen eşit olacak. Kadın veriyor, veriyor ama adamdan almıyor. Şımartmak bu olmamalı. Ama kadın erkeğini onore eder. Onda beğendiği yönler söyler, o da karşılığında kadına söyler. Hiçbir zaman kadın beğendiğini gizlemeyecek, ruhunu açacak. Korkuyorsa da maske takmamalı "Bir tanem, sana aşık oluyorum galiba...korkuyorum" demeli. O zaman erkek, "Bana mı sığındın, gel bir tanem, ben de sana aşığım" der. Kadın bunu itiraf etmeye bile korkuyor. Güçlüyüm havasına yatıyor. Rol yapmaya gerek yok! Erkekler lafa gelince "Neden hep erkekler peşinizden mi koşacak? Onlar da gelsin" diyorlar. Kadınlar ilk adımı atınca da "Tamam takılayım" biraz diyorlar. Erkek geleneksel rolünü oynamayınca böyle oluyor.

Erkeğe şefkat gösterilmemesi neden önerilir?

Bir ilişkide erkek kadına şefkat verir, kadın da çocuğuna verir o şefkati. Çünkü kadın erkeğe şefkat gösterirse erkek onu iç güdüsel olarak annesi yerine koyar. Erkeğin annesi çocukluğundan beri ona sınır koyduğu için annesine karşı bilinçaltına attığı bir öfke var. Ama anneye karşı olan bu öfkeyi hiçbir zaman açığa çıkaramaz. Kız arkadaşı/eşi ona şefkat gösteriyorsa, bunu karısına ya da kız arkdaşına öfke olarak açığa çıkarır. Ya da erkek eşini dişi gözüyle görmüyor, bir anne gözüyle görüyor ve ilgisi azalıyor. Annelik adı altında bir şefkat vermeyeceğiz.

İlişkilerde kadınların en belirgin hatası, erkeklerin en belirgin hatası nedir?

Kadınlarda kontrolcülük. Manipülasyonda kadın her türlü olanağını kullanıyor. Mesela bir yöntem şu "Veriyorum, veriyorum, bana gelmiyor yine başkasına gidiyor. Benim gibi bir kadına bunu nasıl yapar, böyle güzelim, şöyle güzelim' "diyor. Kadınların bir başka hatası dişi özellikleriyle değil erkeksel özellikleriyle gidiyorlar erkeklere. Öreneğin iş başarılarıyla. Yemeğe çıkıyorlar kadın hesabı ödeyeyim diyor. Sorunca da "Ben sevgimi gösteriyorum" diyor.

Ya erkekler?

Onlardaki en büyük problem aşktan ve duygularından korkuyorlar. O yüzden de bedensel olarak ilişkilerini besliyorlar. Bağlanmaktan ve evlenmekten de korkan çok erkek var...

Neden korkuyorlar?

Sanıyorum 80'den sonra yetiştirilen erkeklere anneler sorumluluk vermemiş. Eskiden erkekler şartlanmıştı. Birkaç kadınla çıkılır biri beğenilir, evlenilir, çocuk yapılır diye. Sevginin getirdiği bir sorumluluk var. Erkeklerin sözüyle yaptığı birbirini tutacak çoğu bunu yapamıyor!

 Erkek seçerken nelere dikkat etmeliyiz?

Erkeklik özgüvenine.

Bunu hangi huyundan anlacağız?

Bir kadınla savaşmayıp onu aşağılamamalı ve onunla yarışmamalı. Erkek duygusal olarak kadını besleyebilecek. Yani bir kadının verdiği kadar alabiliyor da olacak. Alamıyorsa kadın erkeği bıraksın. Üçüncüsü, erkekte alkolizm, kıskançlık, cimrilik ve kumar olmayacak. Alkolizmle beraber kıskançlık kötü. 'Ben aşık mıyım?' diye sorduğunuzda onun gözlerine bakıp zamanı ve mekanı untuyor olmanız gerekir. İşte o erkek doğru erkektir.

Erkekler kadınlarda neye dikkat edecek?

Dişilik özgüvenine. Dişiliğiyle, sevgisiyle, duygularıyla erkeğe gidecek kadın. Özgüvenili kadın başka bir erkeğe bakmaz, erkek de öyle. Gene alkolizm, kumar, kıskançlık olmayacak. Kadında genelde kumar olmaz, onun yerine bağımlılık derecesinde alış veriş düşkünlüğü olur. O da duygusal doyumsuzluktan kaynaklanır.

Aşkın ömrü var mıdır?

Evet ama eğer kadınla erkek bütünleşebilir ve gerçek anlamda kadın dişilik sıfatlarını alabilirse olur.

Aşkı sevgiden, hoşlanmadan nasıl ayırt edebiliriz?

Aşkı sevgi, ilgi ve bağımlılıkla karıştıranlar var. Kadın ihtiyaç için ilişkiye başlıyor ve sonuçta problem yaşıyor. Ve karşılığını alamadığında "Aşık değilmişim" deyip başka erkeğe dönebiliyor. Şıp sevdilik bu! Aşk ve sevgi, duyguları karşılıklı birbirine aktarabilmektir. Kadın ve erkek beklentiyle veya bir ihtiyaç sayesinde değil sevgiyi paylaştığında gerçek aşkı yakalar.

Kimileri evlilik için flörtü kısa tutmamız gerektiğini söyler. Bazıları da "Kısa olsun, öz olsun sonu da evlilik olsun" der. Sizce hangisi doğru?

Süresi şu kadardır diyemem. Bu doğru değil. Ama süresi var. İlişkide cinsellik paylaşılana kadar aşka programlanmalı. O süre içinde erkek hipnozda. Yatağa girdikten sonra ise kadın hipnozda. Aslında karşılıklı birbirlerini programlıyorlar.

 Nasıl oluyor bu?

Mesela kadın sinemaya, yemeğe mi gitmek istiyor, kadın bunu istediği şartlarda birkaç kez tekrar etmeli. Çünkü bu durumda erkek hafif trans altında. İlgisi kadınla ve bedeninin üstünde. Erkek ilişkinin ciddiyetini, aşkı, sevgiyi hissediyor. Kadınlar erkekle yatağa girmeden önce duygusal, ruhsal ve zihinsel olarak bütünleşip bağ kurmalı. Bedensel bağ ise en son! Böylece ilişkiden daha fazla çok zevk alınıyor. Tabii bunun süresi 10 gün de olabilir, 3 ay da olabilir. Hiç kimse bilemez. İki kişiye özel bir süre bu. Ama o sırada kadın ilişkiyi aşka programlayabiliyorsa, bu ilişki evliliğe gider.

********************************

 Kadının kariyeri ilişkisini etkiler mi?

Evet. Kadın kendisinden daha az para kazanan, daha aşağıda bir erkekle mutlu olamaz. Çünkü o erkek onunla hep savaşacaktır. Ayrıca kıskançlığın temel nedeni değersizlik ve kaybetme korkusu olsa da kariyerdeki dengesizlik ilişkide kıskançlık yaşatabiliyor.

Hatta bazı erkekler eşlerinin çalışmasını bile istemez.

Bu da yanlış. Kadın-erkek arasında özgüven farkı istemiyoruz, eşit olacak. Erkek bunu yaptığı zaman kadına fazla saygı duymayabiliyor. Erkeğin, kadın evde oturup çocuklarına baktığında nasıl davrandığı önemli. Kadını kendini kötü hissedip "Benimle ilgilenmedin, evlilik yıl dönümümüzü hatırlamadın, doğum günümde şu hediyeyi almadın" diyorsa, o zaman erkeğin yaptığı yanlış! bKendi yeteneklerini bir yerde sergilemesi, kendini doyurması gerek. İlişkide kadın çocuk doğurduğunda "Benim erkeğim bana ve çocuklarıma çok iyi bakar. Birkaç sene isteğim kadar çocuklarıma bakıp işime geri dönebilmeliyim" demeli. Hiç çalışmadan olmuyor. Erkek zaman içinde kendini çok geliştiriyor. Özgüveni artıyor, kadın aynı yerde sayıyor.

 Kadınların bu gibi kısıtlamalara ilişkileri kötü gitmesin diye boyun eğiyor. Bu doğru mu? İnadına da yapınca da karşı tarafla ilişki bozuluyor...

Kadın kendi bildiği doğrularla hareket edecek. Kısıtlanıyor diye hiçbir yere gitmemezlik yapmayacak. Bazı kadınlar "Ah beni sahipleniyor" diyerek mutlu oluyor. Bu yanlış çünkü bir müddet sonra adam için çantada keklik haline geliyor. Adam köle istemiyor, kendi ayakları üstünde durabilen, kendi kendine mutlu olabilen bir kadın istiyor. Kısıtlamaya çalışabilir ve kadın 'hayır' diyecek. Zaten şiddet uygulamaya çalışıyorsa o kişi doğru erkek değil.

Ayrılmak istediğimiz insandan en ağrısız biçimde nasıl ayrılabiliriz?

Öncelikle kadın-erkek fark etmez ilişkide neleri seviyor, neleri sevmiyor ona bakacak. Sonra, neden bu ilişkiden kopamıyor?, kopamamasının sebebi sevgi değil de ego tatmini mi? ona bakacak. Kadın hırstan vazgeçmeli. Zaten kopmuş bir ilişkiyse ve kadın hala sıkıntılıysa, benim işim telepatik bağ kurdurarak onları iyileştirmek. Ya da karşı taraftan özür dilemek.

 Ayrılık sonrası kadınlar mı zor toparlanıyor erkekler mi?

Boşamalarda erkek daha zor toplarınır. Ama ilişkilerde kadın. Çünkü kadın duygusal ve erkeği bekler. Üzüldüğünde farkında olmadan o adama enerji yollar. Kadın yatıyor kalkıyor adamı sürekli besliyor. "Acaba ben mi yanlış yaptım, olur muydu olmaz mıydı?" diyor. Kadın daha duygusal ve duygularının patronu değilse adamı sürekli besler. Erkek de bir ilişkiyi sonlandırdığında kadının onun hakkında düşündüklerini hisseder. Kadın erkeği düşünmeyi bıraktığında ise erkek kadınının kapısını çalar.

Son olarak biz bu işlere kısmet desek?

Evet kısmete inanıyorum. Çünkü evrende her kadın için doğru erkek vardır. Kadın doğru kriterleri duyguyla hareket ederse ona en doğru kişiden cevap gelir, işte buna kısmet diyoruz. Kısmet sayesinde kadının özgüvenime yakın bir erkek geliyor.

İlişkide dikkat edilmesi gerekenler:

 

* Flörtü kadın başlatır kadın bitirir, ama ilk adımı erkek atar. Erkek kadına "Senden hoşlanıyorum" dediğinde cevap olarak "Ben de senden hoşlanıyorum" dememeli.

* Kadın erkekle ilk başta telepatik bağ kurmalı. Bu da kadının erkeğin yaklaştığını, birbirlerini sevdiklerini ve hiçbir negatif duygu olmadan bütünleştiklerini düşünmesiyle olur. Telepatik olarak da erkek bunu algılar ve kadına daha fazla yaklaşır.

* Dişilik patronluktur. Dolayısıyla kadın dişi özellikleriyle erkeğe gidecek. Ancak kadın duygusal maskesi olmadığı zaman bir erkeği etkiler. Kadın dişiliğinden utanmadan duygularını gösterek erkeğe 'Sana güveniyorum' mesajı vermeli.

* Erkek hipnoz altındayken yani cinsellik paylaşılana kadar olan sürede kadın indirekt olarak, 'Ben aranmayı seviyorum ve aranmadığım zaman ilgim dağılıyor' diyebilir. Bu da o adamı aşık etmek için önemli.

* Vurdumduymaz erkekler maalesef etkiliyor. Kadınlar da 'Ben bu erkeği bile kendime aşık edebilirim' diyor. Halbuki bu özgüven eksikliğin, sevme ve sevilme arzusu veya planı olmayan bir erkek bu şekilde davranır. İşte o erkeğin peşinde koşmak sadece kadının manipülasyon ve kontrolcülük içgüdüsünü tatmin eder!

Yorum Yaz